Delhi - Gezi Notları (Hindistan)

Çok renkli bir ülkedeyiz ve ilk durağımız başkent Delhi. Hindistan deyince akla gelen renkler, karmaşa, kokular ne varsa, hepsi doğru. O kadar çok farklılık bir arada ki, size hitap eden bir şey mutlaka çıkacaktır.


Öncelikle şunu da söylemeden geçemeyeceğim; Hindistan yolculuğumuz belli olunca burayı bilenler ağır bir koku ile karşılaşacağımızı, yollarda perişan olacağımızı söyleyip moralimizi bozsa da bunların her geçen sene azaldığını müşahede ettik. En azından koku derdimiz olmadı.




Evet, inekler başıboş sokaklarda dolaşıyorlar. 

Buradaki en iyi vasıta motosiklet olmalı
Hindistan'ın karmaşıklığından bahsetmişken şöyle bir örnek vereyim ki zihinlerde biraz daha anlaşılabilir olsun; yolda yürüken; araba, bisiklet, motor, tuktuk, rikşa gibi klasik araçların yanında, deve, fil, maymun, inek, domuz vb hayvanlar da aynı yolu kullanabiliyorlar.

Delhi'nin 7 şehrini gösteren harita
Delhi 7 bölgeden oluşuyor. Her hükümdar bir şehir kurmuş ve kendi isimlerini vermişler; Cihanpanah, Tuğlukabad, Firuzabad. 1639 senesinde Şah Cihan, Şahcihanabad şehrini kurdu, başkenti buraya taşıdı. Yeni Delhi ise İngilizler tarafından 1911'de kuruldu.

Eski Delhi de denilen Şahcihanabad, şu an bir kısmı harabe halinde olan surlarla çevrili. Keşmir Kapısı, Delhi Kapısı, Türkmen Kapısı, Ecmir Kapısı gibi yerler halen görülebilir.

Türkmen Kapısı, arkasında eski Delhi bulunuyor
Şehirden Yamuna nehri geçmektedir. Ganj nehrini besleyen nehirlerden birisidir. Hindular kutsal saymaktadır.

Rikşa ve tuktuk en önemli vasıtaların başında geliyor
Trafik soldan akmaktadır. Tuktuk denilen taksileri meşhurdur, her yerde görülebilir. Bunların motorsuz olanlarına da Rikşa deniyor. Paraları Pakistan Rupisinden daha değerli, 1 USD, 60 Rupi ediyor.

Sokakta yapılan envai çeşit yemeklerden biri
Restaurantların önünde fakirler bekliyor, ola ki birisi yardım eder
Delhi sokakları
Delhi bir imparatorluk şehri, ziyaret edilecek bir çok yer var. Aynı zamanda bir çok İslam aliminin yaşadığı bir şehir olması bakımından ziyaret edilecek bir çok türbe var.

Hindistanda bulunan kast sistemi sebebiyle müslüman olmayanlar arasında insanlar sınıflara ayrılmış durumda. Ölene kadar bu sınıfta kalacaklar belki bazıları hiç mülk sahibi olamayacaklar, fakat bundan razılar, hayatlarının bu şekilde olduğunu kabul etmişler.

Muhammed Baki Billah hazretleri'ni ziyaret ediyoruz. İki oğlunun kabirleri de bu bahçede. Kapıda bulend darwaza yazıyor, yani yüksek kapı. Baki Billah, Hâcegî İmkenegî'nin talebesi, İmam-ı Rabbani hazretlerinin hocasıdır.

Muhammed Baki Billah hazretlerinin dergahı
Baki Billah hazretlerinin kabri
Delhi'nin en büyük kabristanında büyük bir zat bulunuyor. Nur Muhammed Bedayuni hazretleri. Seyyiddir. Seyfüddîn-i Farûkî'nin talebesidir. 1722'de Delhi'de vefat etti.

Seyyid Nur Muhammed Bedayuni hazretlerinin kabri
Turkmen Gate'den geçerek, eski Delhi sokaklarına giriyoruz. Çitli kabir diye meşhur türbeye gidiyoruz. Avluya girince dışarıdaki karmaşadan birden uzaklaşıp sessiz ve farklı bir ortama geçiliyor. Burada Mazhar-ı Can-ı Canan, Abdullah-ı Dehlevi, Ebu Sa'id-i Faruki ve Ebu'l Hayr Faruki hazretlerinin kabirleri var. Hepsi yan yana.

Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretlerinin dergahının ön kapısı

Cân-ı Cânân ve Abdullah-ı Dehlevi hazretlerinin kabri burada

En sağdaki Cân-ı Cânân, yanındaki Abdullah-ı Dehlevi hazretlerinin kabirleri. Bunların yan tarafından Ebu Sa'id Faruki ve Ebu'l Hayr Faruki hazretlerinin kabirleri bulunuyor. 
Mazhar-ı Cân-ı Cânân, Nur Muhammed Bedayuni hazretlerinin talebesi, Abdullah-ı Dehlevi ve Seanullah Pan-i Puti hazretlerinin hocasıdır. 1781 senesinde şehid edildi.

Abdullah-ı Dehlevi Gulam-ı Ali ismiyle de bilinir. Seyyiddir. Mekâtîb-i şerîfe'si meşhurdur. 1824'te vefat etti.

Diğer kabirlerde bulunan Ebu Sa'id-i Faruki, Abdullah-ı Dehlevi'nin talebesidir. İmam-ı Rabbani hazretlerinin soyundandır. 1834'te vefat etti.

Ebu'l Hayr Faruki'nin dedesi Ahmed Said, Ebu'l Sa'id Farukinin oğludur. 1925 senesinde vefat etti.

Burada bulunan Enes efendi, İmam-ı Rabbani hazretlerinin oğulları tarafından torunu oluyor. Kendisiyle bir miktar görüşüyoruz. Dedesi Zeyd efendi de büyük bir alim, Ebu'l Hayr Faruki hazretlerinin oğlu. Kabri hemen diğer kabirlerin yan tarafında. Zeyd efendinin yazdığı bir eserde, Peygamber aleyhisselamı rüyada çok üzgün gördüğünü anlatıyor. Sebebini sorduğunda; "Türkler, benim halifemi bugün makamından ayırdılar. Bunun cezasını çok acı çekecekler" cevabını almış.

Çeştiye büyüklerinden Pakistan Pakpattan'da ziyaret ettiğimiz Feridüddin Genc-i Şeker hazretlerinin talebesi Nizameddin Evliya hazretlerini ve bunun talebesi Emir Hüsrev Dehlevi'yi ziyaret ediyoruz. Burası ne kadar kalabalık, ne kadar gürültülü. Nakşi türbelerine hiç benzemiyor. Nizameddin Evliya hazretleri 1325'te vefat etti. Emir Hüsrev Dehlevi bundan 6 ay sonra vefat etti.

Nizameddin Evliya hazretlerinin dergahı ve kabri
Delhi'de şimdiki ziyaret noktamız Kutbeddin Bahtiyar Kaki hazretleri. Ecmir'de bulunan Muiniddin-i Çeşti hazretlerinin talebesidir. Muiniddin-i Çeşti hazretleri Ecmir'de 1235'te vefat etti. Bahtiyar Kaki hazretleri Delhi'de 1235'te vefat etti.

Kutbeddin Bahtiyar Kâki hazretlerinin dergahı
Kutbeddin Bahtiyar Kâki hazretlerinin kabri
India Gate, 1921 senesinde yapılmaya başlanmış. I. Cihan Harbi'nde ölen 70 bin hintli asker anısına İngilizler tarafından yapılmış. Bu askerlerin kime karşı savaştıklarını hatırlayıp ibretle fotoğrafını çekiyoruz. India Gate'in ilerisinde uzaktan görülebilen Cumhurbaşkanı konutları yer alıyor, burası İngiliz döneminde Hindistan Genel Valisi ikametgahıydı.

Hindistan Kapısı (India Gate)
Kutb Minar; ne güzel bir minare, hayran kalmamak elde değil. 1192 senesinde Kutbeddin Aybeg tarafından yapılmaya başlanan minare Şemseddin İltutmuş tarafından bitirildi. İsminin Kutbeddin Aybeg'e mi yoksa Kutbeddin Bahtiyar Kaki hazretlerine mi nispet edildiği tam bilinmiyor. Cengiz Çandar, “Benim Şehirlerim” isimli eserinde “Kutb Minar’ı gören ateist; ya dindar olur ya da insanoğlunun imanı, gücü, emeği, sebatı, becerisi, ustalığı, dehası ve akla gelebilecek ne kadar olumlu sıfat olabilirse bunların tümü karşısında saygının ötesinde, huşu ile eğilmekten başka elinden bir şey gelmez” demektedir.

Kutb Minar
Kutb Minar'ın işlemeleri ve mimarisi çok güzel



Alai Minaresi, Alaeddin Halaci tarafından Kutb Minar'ın iki katı büyüklüğünde yapılması planlanmış fakat ölününe kadar sadece 27 metre yükselebilmiştir, daha sonra kimse minareyi devam ettirmedi.

Alâi Minaresi
Kuvvet-ül İslam Camii, Delhi'deki ilk camidir. Kutbeddin Aybeg tarafından yapımına başlandı. Aynı kompleks içerisindedir. Eski bir hindu tapınağı yıkılarak yerine yapılmıştır. 1197'de tamalanmıştır. Şemseddin İltutmuş ve Alaeddin Halaci tarafından genişletildi. Avlusunda demir bir sütun (Iron Pillar) bulunmaktadır. Gupta İmparatorluğu döneminden kaldığı söylenmektedir.

Kuvvet-ül İslam Camii, karşıda görünen giriş kapısı





Caminin detaylarından zamanında ne kadar güzel olduğu tahmin edilebiliyor

Şemseddin İltutmuş büyük bir komutan ve hükümdardı. Kutbeddin Aybeg'in damadıdır. Kabri buradadır. Kendisi aynı zamanda Kutbuddin Bahtiyar Kâkî hazretlerinin bağlılarındandır. Tüm Hindistan'ı ele geçirmiştir. 1236'da vefat etti.

Şemseddin İltutmuş kabri

Şemseddin İltutmuş türbesi
Memlük hanedanının en büyük sultanlarından birisi olan Sultan Gıyaseddin Balaban'ın kabri de buradadır. 1287'de vefat etmiştir.

Alaeddin Halaci 1316'da vefat etmiştir. Delhi Sultanlığını bir dönem idare eden Halaci hanedanının en büyük hükümdarıdır.

Alaeddin Halaci'nin kabri
Yine aynı kompleks içerisinde bulunan Îmâm-ı Zamin kabri. Türkistan'dan buraya gelen İmam Muhammed Ali 15. yy'da Kuvvet-ül İslam Camii'nin imamlığını yaptı. Kendi türbesini kendisi inşa etti, tamamladıktan bir sene sonra vefat etti. 
İmam-ı Zamin kabri
Bence Tac Mahal kadar güzeldir Hümayun Han Türbesi. Hanımı Hamide Banu Begüm tarafından yaptırılmıştır. İçerisinde ilginç bir mimariye sahip İsa Han türbesi, Hümayun Han'ın berberinin türbesi, analığı Halime Hatun türbesi ve kapısı bulunmaktadır.

Hümayun Han türbesi girişi

Hümayun Han türbesi

Hümayun Han kabri
İsa Han kabri
Hümayun Han türbesinin bulunduğu geniş bahçe Çeharbağ deniyor. Kompleks içerisinde İsa Han Camii ve türbesi de bulunmaktadır. İsa Han Suri'ler döneminde görev yapmış bir Afgan soylusudur, soyu Lodi'lere uzanır. Hümayun Han türbesi bundan sonra yapılmıştır. Suri'ler 15 yıl Babürlüleri kovup hüküm sürmüşler, Hümayun Han daha sonra Şah Tahmasp'tan yardım alarak iktidarı tekrar ele geçirmiştir. 

Cuma Mescidi Şah Cihan tarafından yaptırılmıştır. 1656 senesinde tamamlandı. Seyahatimizi Cuma gününe denk getirdiğimiz için burada Cuma namazını kıldık. Çok kalabalıktı. İmam hutbede dört halifenin isimlerini tam olarak söyledi.

Cuma Mescidi ve Cuma namazı

Müezzin mahfili

Abdest havuzu

Cuma Mescidi
Red fort, yani Kırmızı Kale de Şah Cihan tarafından yaptırıldı. Lahor Kalesi'nde olduğu gibi Divan-ı Âm ve Divan-ı Has bölümleri var. Kaleye giriş yaptığımız kapının adı Lahor Gate yani Lahor Kapısı. Girişten itibaren sağlı sollu dükkanlar bulunuyor. Eskiden pazar olduğu söyleniyor.

Red Fort - Kırmızı Kale


Lahor Kapısı
Divan-ı Âm; amme, halk divanı. İmparatorun oturduğu yer bulunuyor, burada halkın arzları dinleniyor. Divan-ı Has ise elçilerin kabul edildiği, meşveret yapılan yer. Burada bulunan kıymetli tarihi eserler İngilizler, Safeviler tarafından yerlerinden sökülmüş.

Divân-ı Âm
Divân-ı Has

 
Türk Hamamı ve Sultan Alemgir tarafından yaptırılan Muti Mescid (İnci Camii) gezilmesi gereken yerlerden. Has Mahal ise sultanın özel dairesidir. Kırmızı Kale'de ayrıca İngiliz döneminde yapılan binalarda bulunmaktadır. Yönetim merkezleri olarak kullanılmıştır.

İngiliz dönemi binaları

Şah Veliyullah Dehlevi hazretleri kabri de Delhi'dedir. 1762'de vefat etti. Büyük hadis âlimidir.

Şah Veliyullah-ı Dehlevi hazretlerinin kabri
Hân-ı Hânân, Delhi Sultanlığı ve Babürlüler zamanında büyük bir ünvandır. Ziyaret ettiğimiz bu mekan İmam-ı Rabbani hazretlerinin mektuplarına muhatab olan Hân-ı Hânân Abdurrahim Hân'a aittir. Çok güzel tezyin edilen dış cephesindeki süslemeler ve mermer işlemeler sökülüp götürülmüştür.

Hân-ı Hânân'ın kabri
Delhi için iki - üç gün ayırmalı, sokaklarını dolaşmalı, insanlarla konuşmalı; bir şehre sadece turistik gezi yapmak çok anlamlı değil, oranın tarihini, kültürünü ve şehrin havasını hissetmeli, kendine de bir şeyler katmalı. 

Yorumlar

  1. Çok güzel anlatmışsınız. Çekinmeden söyleyin bence Kızıl
    Kale deki ve Tac Mahal deki işlemeleri süslemeleri ve emanetleri İNGİLİZLERİN ÇALDIĞINI.

    YanıtlayınSil
  2. Çok güzel anlatmışsınız. Çekinmeden söyleyin bence Kızıl
    Kale deki ve Tac Mahal deki işlemeleri süslemeleri ve emanetleri İNGİLİZLERİN ÇALDIĞINI.

    YanıtlayınSil
  3. Delhiye evvelki sene gittim, Nizameddin Evliyanın türbesinde akşam namazını cemaatle kıldım, kavali ilahilerini bahçesinde dinledim. Cuma cami, ,Hümayun türbesi çok etkileyiciydi. 2 gün Delhiye yetmedi, inşallah bir kez daha gidebilir yazınızda yeralan diğer mekanları gezebilirim..

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme